Kategoriler

Anime (20) Bakım (4) Dizi (216) Etkinlik (53) Ev Menüsü (35) Film (371) Geziler (43) İkon (11) İndirimler (5) Kahvaltı Sürprizi (8) Kırmızı Halı (21) Kişisel (56) Kitap (205) Makyaj (4) Mekan Keşfi (18) Mobil (8) Moda (56) Müzik (145) Plan (19) Program (3) Sağlık (3) Tatlı (22) Ürün Keşfi (61) Yeni (3) YouTube (36)

28 Şubat 2014 Cuma

Maydanoz Time:Kitap-Ken Grimwood Kayboluş


Uzun zaman oldu değil mi yahu kitap postu yapmayalı?Kore dizileri yeni ilgi alanım olunca kitap okumaya fırsat bulamıyordum malumunuz derslerde baya yoğunlaştı ama neredeyse 2 haftadır elimde olan kitabı nihayet bitirdim (2 haftada ne var demeyin benim en uzun sürem 1 hafta).Gelelim kitabın konusuna ve kitap hakkındaki düşüncelerime.Kendini Sil Baştan adlı yapıtıyla duyuran Ken Grimwood (Ki Sil Baştan'ı okuyamadım daha ama mutlaka okuyacağım listeme ekledim bile) Kayboloş adlı ikinci kitabıylada bir süre En Çok Satanlar Listesinde üst sıralarda yer almıştı.Nasip şimdiye okumakmış diyelim.Psikoloji ve beyinsel bilişsel deneylerin yer aldığı ( ki bunların içinde bence en iyisi Olasılıksız kitabıdır) kitapları okumayı alanım gereğide çok seviyor ve ilginç buluyorum kitap bence daha çok yazarın hayal gücüne dayansada boşlukta olan bir final ile bitiyor ki bence hiç tatmin edici bir son değil sonu berbat biten Kore dizilerini anımsatmadı değil hani.Başlangıçta gerçekten çok heyecanlı ve sürükleyiciydi şimdi ne olcak acaba derken insan ister istemez çok iyi bir final bekliyor ama hevesimiz kursağımızda kalıyor.Kitabın özetine gelicek olursak:
Elizabeth Austin,epilepsi hastası bir kız.Çocukluğu boyunca zor anlar yaşar bu hastalık nöbetleri yüzünden.Olmadık yer ve zamanlarda gelen kriz; gül kokusu ile gelir ve sonrasında kendinden geçer Elizabeth.Elizabeth genç bir kadın olduğunda,doktorunun henüz deney aşamasında olan;beyninin nöbet geçirdiği alanlarına mikro elektrot yerleştirilmesine denek olur.Artık gül kokusunu duyduğu anda nöbet geçireceğini anlayıp o noktaya frekans gönderen elindeki cihazı basarak nöbetleri durdurabiliyordur.Eşi ile birlikte normal insanlar gibi hayat sürme isteği,doktorunun yeni deneyine de deneklik yapmasına sebep olur.Beyninin diğer bölgelerine de yerleştirilen yeni elektrotlar ile büyük bir kurulun önüne denek olarak çıkar.Bu tıp kurulunun önünde daha önce hiç denenmemiş bölgelerde dahil olmak üzere her bir bölgeye verilen frekanslar sonucunda hissettiklerini anlatır.Ancak beynin özel bir bölgesine frekans verildiğinde Elizabeth başka bir hayatı izlediğini fark eder.Tıp olarak bunun açıklamasını bulamayan kurul ,Elizabeth’in bunu hayal ettiğini düşünse de sonrasında bunu açıklamanın mümkün olmadığını bildiklerinden Elizabeth'e bu konu hakkında konuşmaması karşılığı isteğini yerine getirirler. Elizabeth’in isteği; elinde beyin frekanslarını kontrol ettiği cihaza bu bölgenin frekansını da ekletmektir.Bu bölgenin de frekanslarını eklediklerinde artık kendi kendine,istediği zamanlarda o görüntüleri tekrar görmek ve anlamlandırmak adına kullanır cihazını.Öncelikle gördüğü kısa görüntülerdir.Ev, oda, dekor görüntüleri gibi.Ama zamanla merakına yenik düşerek zararlı olduğunu bilmesine rağmen süreyi arttırarak daha fazla görüntü görmeye başlar.Gördükleri ise 19.yy da Londra’da yaşamış olan Jenny Curran ve izlediği ise onun hayatıdır.Artık günlük yaşamında Elizabeth, televizyonda bir dizi, bir film izler gibi Jenny ve kocasını izlemeye başlar. Onların uyandığı saatleri takip ederek ne zaman yattıklarını ve kalktıklarını o zaman diliminde neler yaptıklarını hepsini bilir hale gelir.Zamanla bu seyredişlerinde kıskançlıklar da duymaya başlar Jenny’nin hayatına dair.Ve frekansları daha uzun tutarak Jenny’nin hislerini ve hareketlerini kontrol etmeye kadar götürür seyretme olayını.Doktorun inanmamasından dolayı artık bu görüntüleri gördüğünü kimseyle paylaşmaz. Hatta eşiyle bile.Dolayısıyla kimseden habersiz farklı bir hayat yaşamaya başlar kendi içinde. Hayatının tüm odak noktası Jenny ve kocası olmuştur artık. 
Notun Dibi:WOHA!Arkadaşım dün söylemese kitabın boşlukta bir finalle bittiğine inanacaktım ama son sayfasında çok minik bir ayrıntı varmış ve bu ayrıntı finali bambaşka kılmış aslında düşününce çok zekice bir son eğer sizde bulamazsanız hemen yorum yazın :)

26 Şubat 2014 Çarşamba

Maydanoz Time:Makyaj 2

Uzun bir aradan sonra Makyaj 2 postumuzla makyaj tekniklerine (benim açımdan) kaldığımız yerden devam ediyoruz...Makyaj 1 postunda da belirttiğim gibi doğal ve başarılı bir makyajın bence asıl sırrı az ama doğru tekniklerle yani tam yapmaktır.Bunun rimelle,siyah bir eye-liner ve tercihinize göre belirleyeceğiniz rujla sağlanabileceğini ilk postumuzda belirtmiştik.Bu postumuzda da makyajı tamamlayan yan faktöriyellerden bahsedicez biraz.Örneğin;makyajın sadece yüzden ibaret olmadığını koku ve ojeylede destekleneceğini söyleyebiliriz.Ya da makyajın daha taze ve kalıcı olması içinde makyajı yapmadan önce yüzünüzün özelliklede ruj sürmeden önce dudaklarınızı bir nemlendiri ile nemlendirilmesi ve diş fırçası yardımıyla ölü derilerden kurtulup öyle yapılması gibi...
Daha özel günlerde far tercih edebilirsiniz demiştik ama far sürmeninde bir tekniği var öyle değil mi?Eğer far sürmeyi bilmezsek ya da abartırsak yüzümüz Picasso'nun renk cümbüşü tablosuna dönmesi kaçınılmaz olacaktır bu da sizi çekici değil itici kılar.

İlk olarak makyajımızı destekleyen yan ürünlerle başlayalım.Bunlardan ilki elbette boynunuza süreceğiniz parfümdür!Bilhassa boyun bölgesine diyorum ki bir fısı geçmesin elbiselerinize boşaltmanıza hiç ama hiç gerek yok hem ozon tabakası delinmesi hem de yanınızda duran insanlara işkence etmeyin ne olur ! Size yaklaşam insanlar ferah belli belirsiz bir koku alırsa parfüm sürmenizin anlamı olur,boyun bölgesinin iki yanına bir fısçık ideal bu konuda kokunun daha kalıcı olmasını sağlar hemde.Benim tercihim;Emotion sevgililer günü için pembiş dekoratif şeker kokusu (sol ilk) ve D'Sing Lily parfüm (mavi olan),Emotion'a göre daha ağır bir koku daha özel günler için elbette...
Gelelim ikinci makyaj desteğine!Elbette bakımlı tırnaklar!Bu sene oldukça yaygın biliyorsunuz ki renkli ve desenli tırnaklar tabi bir de Lana Del Rey ve Rihanna uzun cadı tırnağı modası var ki benim pek beğenmediğim bir şey yani en azından bana yakışmıyor onu biliyorum çünkü ellerim oldukça küçük ehh haliylen tırnaklarım ve parmaklarımda öyle durum bu olunca Nail Fashion konusunda biraz yetersiz kalıyorum ama özel günlerde ya da günlük kullanımda kullandığım 3 renk var.Okul zamanları sadece tırnak besleyici cila kullanırdım şimdi okul olmadığından daha çok tercihim soft renklerden yana.Oje olaylarına daha çok yazın girdiğimden kışın sadece siyah renk kullanıyorum ki onuda bitirdiğim için şu an resimde göremiyorsunuz.Yazın daha çok pudra pembe ve buz mavisi renginde ojeyi tercih ediyorum.Marka olarakta Gabriel kullanıyorum.


Ojenizi silerken dikkat!Sürekli renk değiştiriyorsanız tırnalarınız fazla asiton sürmekten ve silmekten bir süre sonra aşınmaya ve soyulmaya başlayabilir bu yüzden Gabrini'nin besleyici asitonu tercihim oldu.El kremi olarakta sevgili arkadaşım Nuhcan'ın bana bizzat Isparta'dan getirdiği mis gibi gül kokan el kremini kullanıyorum.
Gelelim;yüz nemlendirme ve en nefret ettiğim fondöten olayına!Fondöten ve kapatıcılar malesef ki benim için bir makyaj ürünü değil bir mecburiyet!Çünkü öyle zamanlar oluyor ki (malum zamanlar) yüzüm sivilceden görünmüyor ve acil kullanmam gerekiyor bazen kendime aynada bakmaya dayanamıyorum o kadar ciddi yani sürmeyi hiç istemesemde fondöten kullanmak durumunda kalıyorum.Fondöten ve kapatıcılarda ideal renk tonu kişinin cildinden bir ton koyu veya bir ton açık olandır. Fondötenin çene kısmında ve gün ışığında denenerek alınmasında yarar vardır. Çoğu fondöten tipinde yüze uygulanırken parmaklar kullanılmaktadır. Fondöten sürülürken cilde iyice yedirilmelidir. Ciltle iyice kaynaşırsa yüzde fondöten belli olmaz ama yüzdeki tüm kusurlar kapanmış olur. Parmaklarla sürmek dışında fondöten nemli bir fondöten süngeriyle veya fırçayla da yüze uygulanabilir. Cilde tampon darbeleriyle ve yuvarlak hareketlerle sürülmesi gerekir. Böylece daha kapatıcı ve kalıcı olur. Fondöten yüzün her yanına orantılı olarak dağıtılmalıdır. Ayrıca yüz ve boyunla renk farkı oluşmaması için boyun kısmına da uygulanır. Fondöten yeteri miktarda sürülmelidir. Fazla olursa yüzde maske görüntüsü alır ve gün ışığında veya fotoğraflarda çok fazla öne çıkar. Bu da istenmeyen bir durumdur.
Gelelim özel günlerde far kullanmaya.Resimdede gördüğünüz gibi daha çok pastel tonları kullanıyorum tabi giydiğim kıyafete göre de daha da koyu renk kullanıyorum.(Birinci resimde ojelerin önündeki iki yuvarlak sarı kutu biri siyah biri koyu kahverengi).Far kullanmanın altın kuralları:
1. İyice DağıtınMükemmel bir göz makyajı için altın kural göz farını iyice dağıtmaktır. Düzgün dağıtılmayan göz farı doğal görünmez. Bunu yapabilmek için yumuşak bir fırça kullanmalısınız.
2.Astar Kat Oluşturun
Göz farını uygulamadan önce daha iyi sonuç alabilmek adına önce bir astar kat oluşturmalısınız. Bunu makyaj bazı ya da fondöten, pudra kullanarak yapabilirsiniz.
3. Uygun Rengi Seçin
Renk seçimi çok önemli. Gözlerinizin rengini ortaya çıkaracak renkleri seçmelisiniz. Mesela mavi gözlere mavi, bronz, açık kahve yakışırken yeşil gözlere mor, koyu yeşil ve kahve tonları yakışır. Kahverengi gözler ise en şanslı olanı, renk seçiminde daha rahat olabilirsiniz.
4. Doğru Şekilde Vurgulayın
Kaş kemiğine ve gözlerinizin köşelerine uygulayacağınız açık tondaki far, tüm yüzünüzün aydınlanmasını sağlar.
5. Simli Farlara Dikkat
Simli göz farları kırışıklıkları vurgular, bu nedenle eğer kırışıklıklarınız varsa krem far kullanın.
6. Koyu Renkli Far Sürerken
Kirpik çizgisine çok yakın sürülen koyu far gözlerinizi olduğundan daha küçük gösterir. Eğer gözlerinizin büyük görünmesini istiyorsanız koyu farı bu bölgeden uzak tutun ve daha yukarı taşıyın.
7. Fırçaları Temizleyin
Bu size basit gelebilir ama gereklidir. Daha başarılı bir sonuç için fırçada biriken far kalıntılarını iyice temizleyin.
Evet Makyaj 2 postumuzunda sonuna geldik unutmayın en iyi makyaj doğal makyajdır !

23 Şubat 2014 Pazar

Maydanoz Time:Dizi-Pasta

Ayyy aylardır Kore dizisi izliyorum Playfull Kiss'ten bu yana bu kadar beğendiğim ve her sahnesini büyük bir heyecanla izlediğim bir dizi daha olmamıştı ama bu dizi tam ama tam benlik ! Çünkü işin içinde hem aşçılık var hem de aşk :) Hangi diziden mi bahsediyorum? Elbette Yeahh Şep repliği ile biz KoreCanların gönlünde taht kuran Pasta yani Makarna dizisinden ahh dizi bittikten sonra hemen mutfağa koşup kendime makarna yapıp hapır hupur yediğim doğrudur film boyunca makarna yaptıklarından insanın ister istemez canı çekiyor yahu !
Neyse biz gelelim benim ayılıp bayıldığım diziye ayrıca şef rolü bir insana bu kadar mı yakışır yahu üniforma dahil o atkılar o İtalyan-Kore karışımı havası şefin huh dizi boyunca hayran oldum agresif ama yumuşak kalpli şefimize,kız yine biraz basit kalsada tatlıydı yinede...
Dizi başarılı, birinci sınıf bir aşçı olma rüyaları gören bir kadının hikayesini anlatmaktadır.
"Makarna" Hayaller ve Genç bir kadının başarısını Mamma Mia restoranında ünlü bir şef olmak istemesiyle olaylar başlar...
Yu-Seo keyong (Hyo-jin Kong) Mamma Mia restoranında üçüncü sınıf şef yardımcısı olarak iş hayatına başlar.O sonunda bir aşçı olma yolunu girmiştir.
Hyeon-ok Choi (Seon-gyun Lee) Mamma Mia restoranda Top şeftir. O İtalyan Mutfak Sanatları Eğitimi ve Sicilya'da bir otelde bir şef yardımcısı olarak başlamıştır. Hyeon-sonun da Kore'de en çok tanınan İtalyan şef olma yoluna girmiştir.
Kızımız daha saftirik değilde daha zeki ve hırslı birine oynasa şefe daha iyi meydan okusa daha sağlam bir kurgu olurda aslında...
Ahh şefim Ahh senin kadar tatlı bağıran bir adam daha var mı insan hem korkuyor hem gülüyor :)
Dizi boyunca kötü karakter rolündeydi ama sağlam bir kötülük yapamadı zaten çok fazla entrikaya dayalı bir dizi değildi...
Şefin hislerini açıp gözlerinden öptüğü sahne ben mest :)
Ahh kıza aşık olan müdürün sürekli ikilinin arasına girip şefi gizliden kıskançlık krizlerine sokması :)
En tatlı sahne :)
Romantizim hadsafhada çok tatlıydılar :)
Bu adamın hiddeti derim :)
Buda filmden sürekli yaptıkları makarnaydı kel alaka derseniz yapmaya çalışmadım zaten yapamamda çok zor gözüküyor diziyi izledikten sonra çok iyi makarna yapmak :)

22 Şubat 2014 Cumartesi

Maydanoz Time:Kırmızı Halı-BRIT Awards 2014

Kırmızı halılara Hollywood camiyası doymuyor tabi bende onlara bakıp iç geçirmeye ! Millet sefa sürsün biz it gibi YGS çalışalım ilahi adalet yahu :( Neyse,şükredelim halimize ve en sevdiğim gecelerden biri olan BRIT Awards'a bakalım...

İlk olarak One Direction grubunu ele alıyoruz...Grubun şarkılarını ne kadar çok sevsem de kendilerini pek sevemedim aynen Justin Bieber'da olduğu gibi başlarda çok masum çok tatlı çıkmışlardı tüm kızların kalbini çalmışlardı sonra bir şımardılar bi saçma sapan hareketler falan şarkılarına,seslerine grup uyumlarına diyecek yok bence gerçekten en iyi erkek grubular birbirilerine olan uyumları tatlılıkları oldukça iyi ama sevemedim işte ya sonra sonra gözümden düştüler helede hepsi bi imaj değiştirdi Zayn saçlarının önünü sarıya boyadı falan bi ara en iyi aralarında Liam hatta bu gecede bile adam gibi giyinip gelen oturaklı bi o var aralarında diğerleri zırtapoz gibi bi şekil şukela giyinip gelmişler hele Harry'nin gömleğine giyecek yok Gong Yoo'nun garip gömleklerine benzior (direk aklıma o geldi yalnız haa )...
Ahh ahh benim şarap kadınımda buradaymış!Yılların eskitemediği nadide ses ve güzellik Kylie Minogue'den bahsediyorum elbette küçükken bu kadını ve şarkılarını ne severdim kadın bi ara cinsellik sembolüydü ama kadınada yakışıyordu yahu acayip seksi ve güzel bir kadındı şu an ki Lana sevgim diyebiliriz kendisi için sesleride benziyor sanki belki Lana'nın ki daha kalın diyebiliriz...Siyah-beyaz deri elbisesinin o yanlardan patlayan fiyonkları olmasa ayakkabılarıda bir iki cm daha kısa olsa daha hoş olurdu diye düşünüyorum...
Ve esmer güzel Nicole Scherzinger PussyCat Dolls grubu dağıldıktan sonra tek başına küllerinden doğan ve gırtlaktan olan zenci sesiyle gönlüme taht kuran Nicole her zaman ki tarzıyla katılmış bence geceye ben çok farklı bir hal göremedim kliplerinde dahil hep bu tarzda yahu :)
Jessie J'in saçları peruk mu uçları postiş mi yoksa ben Jessie J ile ilgilenmeyeli saçları bu kadar uzadı mı ? Bu soruların cevabını bilemicem ama bildiğim tek bir şey var ki ilk çıktığı zaman ki hallerinden eser kalmadı bence ne orijinalliğinden ne o Kleopatra saçlarından bu gecede oldukça vasat görünüyor bence diyecek başka bir şeyim yok malesef Miley Cyrus vakası 2 diyorum sadece...
Ritaaaa Oraa!Sahnelerin yeni gülü!Diye anons edesim var be seni gülüm!Benide bu kıyafetle şu suratına yanlışıkla sıvadığın duvar sıvasını görünce kıroya bağladın ya sana diyecek pek bir şey yok o platin sarı saçlarla iyice şopar gibi oldun zati Allah diyelim...
Lilly Allen bu ne saç bu ne elbise bu ne çanta?Nerdesin sen ne oluyor orada?
Ellie Goulding...Ahh ahh adam gibi giyinip gelecek yıldızlar gibi parlayacak bi sen vardın orada ama Nein! Beni bi sen anladın sende yanlış anladın be Ellie...Saçlar hadi kabul edilebilirde o elbise hadi elbisenin rengi fikride güzelde yanlış mı tasarlanmış bi garip duruyor ya ya beyaz tülün başlama yeri bile çok yanlış saçma yani...
nicholas holt douglas booth brit awards warner music after party 01Çok sevdiğim ve sesinin tınısına bayıldığım ender kadınlardan biri olan Florence Welch asıl törene gelmesede daha sonra yapılan After Party'deydi bence partide oldukça şıktı helede ayakkabılarına bayıldım o gömleğinin dekolte bölümü kapalı olsaydı daha bi klas dururdu be sanki...
nicholas holt douglas booth brit awards warner music after party 03Barbara Palvin'in müzik ödüllerinde işi ne diye hiç sormayın çünkü Oscar töreni ya da çok büyük törenlerde oyuncu,müzisyen alakası olmasada geliyorlar bizede bakalım ne giymişler demek ve yorumlamak düşüyor kadın klas olmayı biliyor yahu kimle çıkıyorsa ne halt ediyorsa umrum değil şarkıcılardan çok daha iyi giyiniyor bence mankenler...Her zaman ki gibi taş :)
nicholas holt douglas booth brit awards warner music after party 05Harry Potter'ın sevdiğim isimlerinden biri olan Bonnie Wright oldukça şık giyinmiş diyemicem malesef ki teyze gibi giyinip gelmiş bi kerede yaşına göre giyinip gel be a kızım!
lorde performs wins at brit awards 2014 video 02Lorde her zaman ki gibi karanlık,gotik müziklerine uygun yani...
Rihanna,Eminem,Lana Del Rey,Katy Perry gibi star isimleri kırmızı halıda göremedik malesef onlar olmadan bu kadar oluyor :)
En İyi İngiliz Erkek Şarkıcı
David Bowie,
En İyi İngiliz Kadın Şarkıcı
Ellie Goulding
En İyi İngiliz Grup
Arctic Monkeys
En İyi Çıkış Yapan Sanatçı
Bastille
En İyi İngiliz Single
Rudimental feat Ella Eyre – Waiting All Night
Yılın En İyi İngiliz Albümü
Arctic Monkeys – AM
Küresel Başarı Ödülü
One Direction
Uluslararası En İyi Erkek Şarkıcı
Bruno Mars
Uluslararası En İyi Kadın Sanatçı
Lorde
Uluslararası En İyi Grup
Daft Punk
Yılın En İyi Klibi
One Direction- Best Song Ever


Maydanoz Time:Makyaj 1

Evettt bu ilk makyaj postumuz olacak ve sanırım son makyaj postuda olucak biraz uzun ve detaylı bir konu olacağından 2 post şeklinde ayırarak işlicez...İlk olarak şunu söyleyebilirim ki her şeyin doğalından yana olduğumdan makyajında doğalından yanayım (mezuniyetteki makyajım bana ait değildi biliyorum tam bir fiyaskoydu far sürmek benim gibi iri ve renkli gözlü biri için büyük bir hataydı kuaföre baya küfür ettim kendim yapaydım daha doğal ve hoş olurdu kadın gözlerin çok güzel çok güzel kızsııınn diye üzerime atladı ve suratımın makyaja çok uygun olduğunu ve bana Kedi Makyajı yapacağını söyleyince ilk heyecanlandım yap bari değişiklik olsun dedim biraz garip oldu ama ilginç oldu diyebiliriz cidden gözlerim çekik çekik duruyordu)neyse ben kuaförler kadar bu işin uzmanı olmasam da bu konuda oldukça bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum bence makyaj dediğin yüzünde yok gibi durandır sanki o senin kendi güzelliğin gibi durandır,farla allıkla binbir kapatıcıyla sıvanmak helede bunları yanlış makyaj teknikleriyle yapmak ohh cidden bir felaketle sonuçlanıyor bazı kadınlarda sokakta bunlara malesef ki çok rastlıyorum ve aslında genç ve hoş bir kadın olmalarına rağmen bu şekilde daha yaşlı ve daha kokoş görünüyorlar fresh görünmeleri gerikirken itici geliyor bunlar insanlara ki bence makyaj kadını yeni baştan yaratmak için değildir makyaj kadının zaten var olan güzelliğine ışıltı vermektir...Şahsen az makyaj ama öz makyaj tercihimdir...
İlk olarak kullandığım ürünlerden ve teknikleden başlayalım.

Göz makyajı olarak ilk tercihim 1-Rimel ve eğer gideceğim yer daha özel bir yerse 2- siyah eye-liner sürerim
Dudakta ise ilk tercihim 1-Giydiklerime göre rengini belirleyeceğim (3 çeşit kırmızı-pembe-sade)parlatıcı ve eğer gideceğim yer daha özel bir yerse 2-ruj sürerim (4 Renkte kırmızı-pembe-bordo-kahverengi) kullanırım...
Marka olarak tercihim Golden Rose'un siyah maskarası (Koyu Mor olan) ve Maybelline lacivert maskara(pembe olan) dudakta tercihim parlatıcılardan Colour Me ürünleri ve Flormar rujları...
Peki bunları doğru sürme teknikleri nedir onları bir anlatalım...
rimel topaklanması
3 adımda rimel uygulamanızı mükemmelleştirmeniz mümkündür:
1. Rimel çubuğunuzu kirpiklerinizin ucundan değil kökünden başlayarak içeriden dışarıya doğru hareket ettirin. Gözlerinizdeki uzunluk ve büyüklük yanılsamasını bu teknik verir.
2. Kirpiklerinize rimel uygularken, rimel çubuğunuzu sağa sola hareket ettirin. Bu kirpiklerinizin birbirinden ayrılmasını sağlayacaktır.
3. Bu son adımda, gözlerinizi kapatın ve rimel çubuğunuzu kirpiklerinizin üst kısmına sürün. Bu da kirpiklerinizde kalan topakları temizlemenizi sağlayacaktır.

Renkli rimellere şans verin

Temel rimel uygulama kuralları basittir. Siyah herkeste hoş görünür ancak açık renkli cilde sahip sarışın kadınlarda biraz fazla gibi görünebilir. Sarışın bayanlar gündüz vaktinde kahverengi/siyah rimelleri tercih edip, siyah olanları geceye saklamalıdırlar. Şarap ve kırmızı erik renkleri tıpkı mavi rimeller gibi mavi renkli gözlerin ortaya çıkmasını sağlar. Mor renk rimeller ise kahverengi gözlerde harika görünür.Ki ben lacivert rimel kullanıyorum özel günlerde hem farklı görünüyor hemde gözlerimin rengini dahada ortaya çıkarıyor.

Rimel çubuğunuzu tüpün içine sokup çıkarmayın

Rimel çubuğunuzu sürekli tüpün içine sokup, çıkarmak, rimelinizin olması gerektiğinden daha çabuk kurumasına neden olur.Bu benim bu zamana kadar hep yaptığım bir yanlıştı annemde canıma okuyordu :)

Rimel çubuğunuzu eğin

Maskara çubuğunu doğru bir açıda eğmeniz çok önemlidir. İşte bu hoş görünen rimelli gözlere açılan yolda bir diğer adımdır.

Gözlerinizi kırpmadan önce bekleyin

Eğer uzun kirpiklere sahipseniz rimel uyguladıktan sonra en azından 5 saniye beklemeye çalışın. Ve dışarıya çıkmadan önce rimellerinizin durumunu aynada bir kez daha kontrol edin.
Şahsen ben rimel sürdükten sonra eğer gideceğim yer özel bir yer değilse bu yeterli oluyor...
Geçelim dudaklara bir kadının en dikkat çeken yerlerinden biri herhalde değil mi elbette gözlerden sonra diyelim:)
İlk olarak en sevdiğim kırmızı ruj sürmenin püf noktalarını anlatalım...
Kırmızı Ruj Sürmenin İncelikleri

Kırmızıya yakın bir tonla başlayın

Kendinizi kırmızı bir rujla hayal edemiyorsanız, fikre alışana kadar, kırmızıya yakın tonları tercih edin.

Cilt renginizi göz önünde bulundurun

Koyu tenli kadınlar nötr bazlı bir kırmızı seçmelidirler.Kırmızı ilk başta kullanması ve alışması zor bir renk olsa da, doğru kullandığınız zaman vazgeçilmeziniz olacaktır.Şahsen özel günlerde direk kırmızı rujuma saldırıyorum hatta bazen ona göre giyiniyorum :)
İkinci olarak kullanmasının cidden çok zor olduğunu düşündüğüm pembe-bordo-kahverengi rujlar için tekniklere bakalım...

Rujdan önce bakım yapın

Parlak renkler dudaklardaki kusurları göstermeye yatkınlardır. Bu nedenle, rujunuzu kullanmadan önce dudaklarınızın bu makyaj için hazır olduğuna emin olmalısınız. Öncelikle, dudaklarınızdaki ölü derilerden kurtulun ve rujunuzu sürmeden önce dudaklarınızı iyice nemlendirin.

Renginizi seçin

Cildinize uygun tondaki pembeyi seçmek işinizin en önemli kısmı. Eğer teniniz koyu tonlardaysa rujunuzu biraz daha açık tonlarda kullanmalısınız ve eğer açık renkte bir teniniz varsa da bunun tam tersini uygulamalısınız. Renginizi seçmeden önce birkaç renk seçeneğini denemenizde fayda var.

Dudaklarınızı adım adım boyayın

Bütün ruju bir kereden sürmek ne kadar çekici bir fikir de olsa, adım adım sürmek çok daha akıllıca bir şeçenektir. Rujdan önce bir baz sürmek, rujunuzun rengini daha çok ortaya çıkaracak ve daha uzun süre dayanmasını sağlayacaktır. .

Dudak fırçası kullanın

Bir dudak fırçası ile rujunuzu uygulamak çok daha kolay olacak ve rujunuzun renk dağılımı daha eşit görünecektir.

Mat yapın

Bu sezondaki canlı pembe rujların en önemli özelliği mat olmaları. Mat rujların zor yanı dudaklarının kusurlarını daha çok ortaya çıkarmalarıdır. Bu nedenle, dudaklarınıza rujun öncesinde iyica bakım yaptığınıza emin olun.
Bu iki malzemeyi doğru kullanırsanız bence başka hiç bir makyaj malzemesi yapmanıza gerek kalmayacaktır hem kısa sürecektir size vakit kazandıracaktır hem de daha doğal görünmenizi sağlayacaktır makyaj bilgilerinden şimdilik bu kadar 2 kısımda görüşmek üzere !


Maydanoz Time:Müzik-Katy Perry-Dark Horse

Öncelikle herkese mutlu haftasonları dilerim! Evet,malesef ki geçtiğimiz 3 gün için de yine hasta olmayı başardım ve yatak yastık kıçımı devirip yatmaktaydım YGS yaklaştıkça stres yaptım vücudum mu çok kasıldı yoksa İzmir'in güneşli havalarına güvendim de ince mi giyindim bilmiyorum ama elimden geldiğince terleme ve dinlenmeye çalıştım ama yatakta yatmak bana göre olmadığından elimde tablet,telefon elbette yine Kore dizisi izleyip kitap okudum(yakında postu gelecek) ama bu aralar Müzik dünyasından bayaaa uzak kaldığımı farkettim Vevo'ya girip bakalım yeni ne klipler neymiş diye bakınırken Katy Perry'nin Dark Horse klibi ile karşılaştım ki Oh My Gosh dedim mi yok ben Amanin dedim elbette :)
Ama muhteşem üllü güllü fırtınası hemde en temeli olan Mısır'dan başlayaraktan eğlenceli bir Katy Perry klibi ile bulduk karşımızda,elbette her Katy klibi gibi bunda da muhteşem bir set çalışması ve emek var şarkıda oldukça iyi bence özelliklede müziği oldukça güçlü diyebiliriz ayrıca hayatımda gördüğüm en güzel Kleopatra bizim Katy diyebiliriz ayrıca basenlerden ve bacaklardan oldukça kilo almış gördüm Katy'i boyu kısa olduğundan iyice üstten basılmış gibi görünsede her zaman taş gibi bizim kız hadin izleyelim yeni klibi !

18 Şubat 2014 Salı

Maydanoz Time:Dizi-The Greatest Love

The Greatest Love Kore dizileri içinde hiç bir bölüm sıkılmadan,atlamadan yeri geldiğinde şen kahkahalar attığım helede başroldeki adamın ses tonu,tipine ve haraketlerine bittiğim bir diziydi...Diziye en başta fazlasıyla ön yargıyla yaklaşsamda bu zamana kadar nasıl olurda böyle bir komediyi izlemedim diye kendi kendime hayıflandım doğrusu ve açıkçası 1 günde bitirdim zaten 16 bölümlük çıtır çerez diziler biz kaç sezonluk Amerikan filmlerine bitirdik be a :)Dizide unutulmayacak şeylerden biri mutlaka ;Ding Dong'tur adamın öyle bir Ding Dong demesi var ki görülmeye değer hani...Başta adam soğuk nevale kendini beğenmiş biri olucak dizi boyunca adama kıl olucam kızı tatlış bulucam derken Project Boss'ta olduğu gibi yine adamın tatlılıklarını izledim böyle bi karakter cidden var mı yahu?Ah annem ya bir de kalbi yapay olduğu için sürekli kalp atışlarını dinleme huyu var kalbi hızlandığında daha doğrusu 60-90 sınırını aştığında ki o gözlerin büyümesi,o kapıldığı endişe hay Allah'ım ya ah tabi birde patates yetiştirmesi ve patates infazı yapması :)Ayrıca sakal bıyık kesmeden önceki hali daha tatlıydı yahu neden dizinin ortasında kesti ki yani Wild Romance'te Wook'ta aynısını yaptı safi uyuz oldum :(
Neyse daha fazla spoiler yapmadan diziye geçelim...
Konusu :Ae Jung, popülaritesi sönmüş eski bir kız grubu üyesidir. Katıldığı bir TV şovunda, son zamanların gözdesi Ko Jin ile evli rolü yapar ve böylelikle Ae Jung, Ko Jin ve Ae Jung'un grup arkadaşı Se Ri kendilerini bir aşk üçgeninde bulurlar. Pil Joo ise eğlence sektörüyle hiç ilgilenmeyen bir doktordur ancak şans eseri tanıştığı Ae Jung'a aşık olur. 

Ahah kıza sürekli kalbini dinletmesi :)
Ve tatlış didişmeleri...
Ve hayranlardan gelen mesajlar :)
Ev sahneleri hem dramatik hem komedi :)
Kız tam bir şapşirik :)
Ahh evet 5 dk'cık da olsa Gumiho'nun tatlışı da diziye konuk oldu o tatlış gülümsemesiyle içimizi ısıtıp çıktı diziden :)
Bir çoğu dizideki doktora üzülsede ben baştan beri sevemedim yahu bir nursızluk var veledin suratında :)
Aynı nursuzluk bu kızda da var kötü karakterler çok iyi seçiyorlar yahu :)

Maydanoz Time:Film-Vampir Akademisi

Nihahah!Evet en sevdiğim post zamanı!!!Nihayet tam tamına ciddi anlamda 3 yıldır çıkmasını beklediğim serinin filmi vizyona girdi!Ve ben çıktığı ilk gün gittim ve bir rahatladım ki sormayın gitsin!Boru mu tam tamına 3 yıl bekledim,okudum,okudukça binbir senaryo yazdım karakterler,tipler canlandırdım kafamda ama beklediğime değdi be a dostlar neyden mi bahsediyorum elbette benim favori kitap serim olan Vampir Akademisi serisinden...6 kitaptan oluşan seri benim için tam bir efsane,serinin ilk kitabıyla tanıştım tanışalı önce yeni kitabının çıkmasını heyecanla bekledim sonra filminin çıkacağını duyunca deli divane oldum beklemekten ama nihayet gidebildim evettt!!!
O zaman biraz filmden bahsedelim sabırsızlıkla 2.filmini bekliyoruz Alacakaranlık ve Açlık Oyunları serisinden bu yana bu kadar heyecanla beklediğim bir seri daha olmamıştı...
 Lucy Fry'ın canlandırdığı Lissa Dragomir karşımıza çıkarken, kendisinin "tatlı dilli bir sosyetik ve güçlü bir şifacı olduğunu" öğreniyoruz. Lissa'nın bir diğer yönü ise yufka yürekliliği... Ait olduğu klan ise kraliyet soyu olan Moroi.Oyuncu seçimi biraz yavan gibi geldi bana yani en azından Lisa'yı daha güzel ve alımlı bir kız beklerdim ve tabi daha çekingen...
Yarı insan ve yarı vampir, yani Dhampir olarak adlandırılan Rose filmimizin baş karakteri bir çok yönden kendimle özdeşleştirdiğim bir karakter...Kavgacı,korumacı(ki kendisi Lissa'nın koruması gibi bir şey oluyor ),alaycı ve tutkulu...Bence karakter seçimi oldukça güzel insan kitabı okurken aynen bu tarzda birini kafasında canlandırıyor...Zoey Deutch Rose'u canlandırıyor...
 Danila Kozlovsky'ın hayat verdiği Dimitri karakteri ise Rose'un sevdiği öğretmeni daha sonraları ise sevdiği adam olarak karşımıza çıkıyor ki bir sahneleri var abovv anlatılmaz izlenir helede Tanrı diye anılırken Vampir Akademisinde en güldüğüm repliği Rose'un Dimitri'yi üstü çıplakken görünce ''Sende heykel gibisin be yavrum'' demesi eh haksızda sayılmaz hani bildiğimiz taş rolünde burada Dimitri ben daha çok Ben Barnes'ı kafamda canlandırmıştım hatta ilk onun oynayacağını duyunca iştee buuu demiştim ama daha sonradan anlaşamamışlar ama bu da olmuş yani :)
Vampir Akademisi Christian Ozera
Vışş Vışş Amen Tanrım!Bu ne tatlılıktır ne seksiliktir yarabbi!Dimitri neyin hak getire!Kitapta okurkende Chrıstıan'ın çok yakışıklı olduğunu gözümden canlandırmıştım ama gerçeği ile karşılaşınca off bee asıl heykel bu demedim mi dedim elbette bu çocuk Lissa'ya biraz fazla yahu öhömm öhömm neyse iyiydi yani bu da oyunculuğu çok iyiydi(!)...Dominic Sherwood çok iyisin be oğlum !
Filmin özetine gelicek olursak:Yarı vampir yarı insan olan Rose Hataway bu okulda öğrenim gören ve iyi bir korucu olabilmek için var gücüyle çalışan öğrencilerden biridir. Dünyalarında ise iki çeşit vampir vardır: Moroi ırkı, insanlarla uyum içerisinde yaşayıp hava, su, toprak ve ateşten oluşan dört elementten birini kontrol edebilme yeteneğine sahipken; Strigoi'ler de Moroi'lerinkanıyla beslenen kötücül bir türdür. Acımasız Strigoi'leri durdurmakla ve kendi türü olan Moroi'leri korumakla görevli olan Rose ve diğer korucular, bu akademide gerekli eğitimi almaktadır. Yeni dönem başladığında Rose'un eğitmeni değişir ve akademinin en başarılı eğitmenlerinden biri olan Dimitri ile çalışmaya başlar. Bu değişiklik, hem zalim güçlere karşı verdikleri amansız bir savaşı hem de karşı koyamadıkları imkansız bir aşkı doğuracaktır.
Dimitri'nin sürekli Matrix havalarında uzun pardesüler giymesine ayar oldum!
Yayyy şu tatlılıklara bakın !
Şahsen ben kitaplarınada ,filminede oyuncularınada hasta oldum!Biran önce 2.filmi çekmeye başlasalar iyi ederler!
Son olarakta bu resimlerde benden !En sevdiğim haftasonu oldu!...

17 Şubat 2014 Pazartesi

Maydanoz Time:Plan-Dizi

10/30


İzlemeyi Düşündüklerim:

1-Secret 

2-Miss You

3- Nine:Time Travelling Nine Times

4-Angel Eyes

5-I'm Sorry I Love You

6-I Hear Your Voice

7-How I Met Your Mother

8-Awkward

9-Downtown Abbey

10-Young And Hungry

11-Belıeve

12-New Girl

13-Friends

14-News Radio

15-Coupling

16-The Mermaid

17-Arrow

18-My Secret Hotel

19-Toradora (Anime)

20-Kimi Ni Todoke (Anime)

21-Bokura Ga Ita (Anime)

22-Suki -tte Ii Na Yo (Anime)

23-Green Green (Anime)

24-It's Okay That's Love

25-Marriage Not Dating

26-Wind Blows ın Winter

27-Secret Love Affair

28-Emergency Couple

29-When A Man Loves

30-Birth Of A Beauty

Maydanoz Time:Tatlı-Krem Şantili Islak Kek

Tatlı yapma konusunda aslında daha bi ustalaşmak bir sufle bir çift katlı yaş pasta bi kalpli minnak kurabiyecikler yapmak çok istiyorum ki yapmakta çok zor değil benim için ama malesef ki buna ayıracak ne zamanım var ne de annem özel bir şeyler olmadıkça bunları yapmama müsade eder o yüzden bir gün kendi mutfağım ve kendi malzemelerim olunca daha bi exstra tatlı ve yemek tarifleri postu yapacağımdan emin olabilirsiniz o yüzden bugün öğrenci tatlısı dediğim basit ıslak kek tarifini vericem üstünede bir şenlik olsun niyetiylen krem şanti ile sekil sukela yapabilirsiniz ayrıca son anda geleceklerini haber veren kıl misafirlerede son dakika alternatifi olabilir elbette,malzemelerimiz ve yapılışı oldukça basit hadin başlayalım!!!
Malzemeler:3 yumurta,1.5 su bardağı toz şeker,1 su bardagı süt,biraz yağ,1 çorba kasigi kakao,1 paket vanilya,1 paket kabartma tozu,3 su bardagi un...Üzerine en son ekleyeceğiniz çikolata sosu için,
1 bardak süt,biraz yağ,1 su bardagi toz seker ve 1 corba kasigi kakao en son üzerine hazırlayacaginiz krem santi icin ki tercihen vanilyalı 1 paket krem sant ve 1 bardak süt...
Derin bir kaba hepsini Allah ne verdiyse dökün ve hamur kıvamına gelinceye kadar mikserle çırpın yaglanmis bir borcama hamuru dokun ve  170 dakika isitilmis firinda 40-45 dk kadar pisirin o piserkene siz uzerine dokeceginiz sosu hazirlayin malzemeleri bir tencerenin icine dökün ve kaynayincaya kadar pisirin sicak olarak pisen kekin uzerine dökün en son olarakta vanilyalı krem şantinizi hazırlayın ve üzerine dökün...Tabi buzdolabında durup donması daha iyi olur benim gibi krem şantiyi sıcak sosun uzerine dokerseniz hemen erimeye baslar tabi ben bira sıcak yemeyi sevdiğimden benim için bu pek sorun teşkil etmedi,ama resmini çekmeye baya bi çabaladım krem şanti sürekli eridigi icin üzerinde doğru düzgün duramıyordu ama hepsini mideye indirdiğimden pek bir sorun yok :-)

16 Şubat 2014 Pazar

Maydanoz Time:Kırmızı Halı-BAFTA Awards

Uzun zamandır kırmızı halı postu yapmıyordum iyi oldu bakalım Bafta Awards'ta neler olmuş,kim gelmiş gelen ne giymiş...
İlk olarak Uma Thurmanla başlayalım,şarap kadinlardan kendisi kırmızı halıda düz siyah elbisesiyle ve bilmem kac dolarlik pırlanta kolyesiyle göz dolduruyor fakat omuzlari ve kollari yasinin verdigi sarkmalarla ve kırışıklıklarla gercekten cok kotu gorunuyor ayrica acik burunlu bir ayakkabi bu elbisenin altina bence hic olmamiş dumduz ama burnu kapali bir ayakkabi giyse daha hos olurdu...
Vee bebim torpilli şarap kadınim Amy Adams bu kadının bir gün olsun dandik bir seyler gelip kirmizi halıya geldigini gormedim ne zaman görsem kirmizi halida ay gibi parlıyor kadın gecenin hakkini veriyor yahu koyu lacivert boyun kısmında ilginç detaylarıyla dikkat çeken ve sımsıkı yaptirdigı alttan İspanyol topuzu ile gönlümün birincisi elbette bu gecede..
Çılgın ve tatlılık prensesi Lilly Allen veri dondü ama bu gece biraz vasat görünüyor gerci renkli olmak onun tarzi ama kırmizi ve fusya uyumunu daha dogrusu uyumsuzlugunu hic sevmiyorum cok rukus duruyor bu elbisenin ne kadarda Lilly Allen tarzi oldugunu dusunsemde bu elbiseyi cidden sevmedim baska biri giymis olsa yerden yere vururdum ve rüküş damgasini vururdum ama biliyorum ki bu onun tarzı...
Her zaman kırmızı halıda dikkat çekecek bir seyler giymeyi giymese bile yapmayi basariyor maskülen tarz dediğimiz bir tarzla gelmiş Angelina Jolie kocasına bayaa uyum sağlamış bu gece Brad Pitt'in saçlarına hiç değinmiyorum bile ...
Ahh ahh bu adamda bu tatlılık varken nasıl objektif değerlendirebilirim ki lacivert takım nasılda yakışmış Bradley Cooper'a ama o rugan ayakkabılar pek olmamış sanki o lacivert takımın altınabi tık daha sakin bir ayakkabıyla bu gecenin en şık beyfendisi olabilirdi...
Ama bu gecenin en şık beyfendisi ödülünü elbette ki Leonardo Di Caprio'ya veriyorum zaten fotoğraftanda belli oluyordur her zaman ki gibi çok yakışıklı ve cok sık ayrıca papyon yerine kravatla gelmesi bence daha iyi olmuş çünkü bence kendisine papyon hiç yakişmıyor evettt bu geceden bu kadar...